bebek adımları
Yücel Komçez
Parasalcı politikalar dünya üzerinde etkisini yitirmese de paradan para kazanmanın cazibesini giderek kaybettiği söylenebilir. Bu da piyasaları kuşkusuz daha rekabetçi ve acımasız hale getiriyor. Artık bugün kaptan köşkünde oturanlar için finans yönetimi kadar, teknede oluşan delikleri kapamak da önemli hale geldi. Bu açıdan teknolojiye olan ihtiyaç kendini daha bariz bir şekilde hissettirmeye başlıyor.
Bu noktada pazarın bir genleşme içinde olduğunu söylemek yanlış olmaz. Yabancı şirketlerin Türkiye'ye gelmesi, yerli şirketlerin kurumsal yönetim ve şeffaflık konularına giderek daha fazla titizlenmesi, ekonomideki büyüme eğilimi, bilişim sektörüne önemli fırsatlar yaratıyor. E-devlet eylem planı gibi girişimlerin, devletin AB müktesabatına uyum çabalarının bilişim sektörünün gerçek anlamda değerlendirebileceği fırsatların sadece özel sektörden kaynaklanmayacağının da birer göstergesi. Üstelik Türkiye'ye akan bazı Avrupa fonlarının ferah feza kullanımı da işin cabası.
Başta yazılım sektörü olmak üzere, birçok bilişim hizmeti için Türkiye bölge için ciddi bir merkez olma potansiyelini taşıyor.
Burada devletin her türlü destek ve teşviğini sadece bu alana yöneltmesi gerektiğini iddia etmiyorum, zaten bilişimciler de bu anlamda bir inayet beklentisi içinde değil. Ancak mevcut destek sisteminin de akla ve pratik işleyişe uygun bir hale getirilmesi mümkün. Ciddi bir maliyet yaratmadan ama akılcı düzenlemelerle içinde olduğumuz ekonomik trend, Türk bilişim sektörünün, yazılımı ve hizmetleriyle gerçek bir sanayii olma ve güçlü bir ihracatçı pozisyonuna geçmesi için sağlam potansiyeller taşıyor.
Uzun bir süredir Türk yazılım sektörü, iş uygulamaları alanında, dünya üzerinde oluşan bilgi birikimini ve iş deneyimini içselleştirme çabasında. Bugün artık kurumsal kaynak planlaması gibi kapsam itibarıyla geniş uygulamalardan söz etmeye kalksak dahi en az üç dört sağlam Türk yazılımevinin bu alana odaklanmış olduğunu görebiliriz. Müşteri ilişkileri yönetiminden, mobil uygulamalara kadar özel uzmanlık gerektiren birçok ürün geliştiren Türk yazılım şirketleri şanslarını yurtdışında deniyor, bunların bir kısmı da başarılı oluyor.
Ancak bugün bile yazılımcıların en yetkili derneği Yasad’ın başkanı, “Türkiye'de firmaları yerli yazılım kullanımına teşvik etmek” gerekir diyorsa bu işi bir durup düşünmeli. Kuşkusuz Başkan Gültekin Günal da serbest ve rekabetçi bir piyasada aktörlerin zorlamayla tercihlerini değiştirmeyeceğinin farkında. Yazılımcıların istediği sadece Türkiye'de yerli yazılım kullanımının özendirilmesi için bazı mekanizmaların daha etkin kullanılması. Böylece pazar, hem yerli, hem de yabancı firmalar açısından daha derin ve çeşitli işbirliği olanaklarına açık bir alana dönüşmüş olur ki, bu durum, bugün rekabet sınırları belli Türk ekonomisi için de ciddi bir açılımdır.
Öte yandan Türkiye'de Dünya Bankası kredileriyle yapılan birçok yerel projenin Türkiye'de bir temsilcisi bile olmayan yabancı firmalara yaptırılması gibi garabetleri de yaşadık veya Türkiye'de tam donanımlı ve güçlü ekiplere sahip entegratörler olduğu halde herhangi bir kamu ihalesinin “dünyada beş örneği bulunması” gibi şartlarla ilan edilmesi türünden arızalara da alışkınız. Kendine özgü kamusal bir projede bu kadar çok referans gösterecek kaç uluslararası firma vardır? Belki de asıl sorulması gereken soru budur.
2007'de tüm okurlarımıza sağlık, mutluluk ve barış dolu günler diler, Kurban Bayramı’nızı kutlarız.






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder